ANA SAYFAAna Sayfa  BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri
   ABOUT USAbout Us    FACEBOOK TWITTER YOUTUBE

18 EYLÜL 2021 , CUMARTESİ

BAĞLANTILARBağlantılar SİTE HARİTASISite Haritası SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama

TMMOB

Adana  Antalya  Eskişehir  İstanbul  İzmir  Kocaeli  Samsun Trabzon 

 

      Tescilli Şirketler

»Tescilli Şirket Listesi

»Asgari Birim Fiyat Listesi


   ŞUBE GİRİŞ SAYFASIŞube Giriş Sayfası

      Şube İçeriği

»Şube Tarihçesi

»Şube Yönetim Kurulu

»Temsilciler

»Haberler

»Duyurular

»Basın Açıklamaları

»Görsel Basında Odamız

»Yazılı Basında Odamız

 

      Şube Kapsamındaki İller

· ADANA
· HATAY
· MERSİN
· OSMANİYE

 

 

      Jeofizik Tanıtım Videosu

EKSPRES GAZETESİ : ``SORUMLULAR CİNAYETTEN YARGILANMALI``

    Yayına Giriş Tarihi: 02.01.2011  Güncellenme Zamanı: 09.08.2011 18:01:55  Yayınlayan Birim: ADANA ŞUBE  
 

Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Melih Baki, Adana’yı bekleyen şiddeti yüksek olası depremler olduğunu, Adana’daki örtülü fayları bilmediklerini, henüz böyle bir araştırmanın yapılmadığını belirterek, “Geçmişte Adana büyük depremler yaşamıştır. Adana tarih boyunca en az 3 defa yerin altına batmıştır.

 

Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Melih Baki, Adana`yı bekleyen şiddeti yüksek olası depremler olduğunu, Adana`daki örtülü fayları bilmediklerini, henüz böyle bir araştırmanın yapılmadığını belirterek, "Geçmişte Adana büyük depremler yaşamıştır. Adana tarih boyunca en az 3 defa yerin altına batmıştır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri şimdiye kadar 6 defa birleşip ayrılmıştır" dedi.

 

Büyükşehir Belediyesi`nin kısmen önemli bir adım attığını dile getiren Baki, "Adana, imar kanununda depreme dayanıklı yapı tasarımı ilk adımının deprem ve zemin etütlerinde uygulamaları zorunlu kıldı. Ama takip etmedi. Yüreğir, Sarıçam, Karaisalı uygulamıyor. Oradaki çoğu belediye başkanın da haberi yok" diye konuştu.

 

İnci Gül`e depremle ilgili açıklama yapan Baki, "Bir kişi bina yapıyorsa, eksik malzeme kullanıyorsa, binayı denetlemiyorsa o bina yıkıldığı zaman cinayetten de yargılanması gerekir. Herkesin üzerinde sorumluluk vardır. Kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Bütün dünyada yasal zorunluluktur."

 

İnci GÜL`ün özel haberi

 

Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Melih Baki, Adana`nın geçmişte büyük depremler yaşadığını belirterek, "Adana bölgesi, diğer adıyla Çukurova havzası Doğu Anadolu Fay hattının etkisi altındadır. Afrika kıtasının sürekli yılda 2 santimetre hızla gelmesi, yılda Torosların 2 santimetre yükselmesi ve Akdeniz sahili boyunca Anadolu topraklarının içinde dalma, batma zonuna girilmesiyle birlikte Adana`da şiddeti yüksek deprem riski vardır" dedi. Adana havzasında örtülü fayları bilmediklerine dikkat çeken Baki, böyle bir araştırmanın mevcut olmadığını, sismolojik verilerin, petrol şirketlerinin yapmış olduğu araştırmaların ve diğer jeofizik araştırmalara bakıldığında Adana`nın altında yüzlerce fayların olduğunu söyledi.

"Adana tarih boyunca en az 3 defa yerin altına batmıştır" diyen Baki, "Seyhan ve Ceyhan nehirleri şimdiye kadar 6 defa birleşip ayrılmıştır. Bütün uygar dünyada, gelişmiş ülkelerde 2. Dünya Savaşı`ndan sonra teknolojinin gelişimiyle birlikte kurulan şehirlerin yer altı, yapı haritaları çıkarıldı. Kentte olabilecek olası riskleri tamamen ortaya çıkarılmış, deprem riski açısından çıkarılmış ve toplu ölümlere, kenti yok edebilecek afetlere karşı jeolojik, jeofizik, coğrafik koşullar hepsi bir senaryo ile birlikte yerel yönetimlerin uyması kurallardır. Ama Türkiye`de özellikle de Adana`da böyle bir şey söylememiz mümkün değildir. Adana`da yapılmış bir deprem senaryomuz yoktur. Daha da vahimi, daha da önemlisi deprem geçirmiş bir kentte 6. 2 büyüklüğündeki depremin envanteri çıkarılmamıştır. Dünya da böyle bir olay da yoktur. Dünyada bildiğimiz bir olay var. Deprem geçirmiş bir şehirde bütün binaların envanteri çıkarılır, olası bir depremde durumları teknik olarak incelenir. Eğer dayanmayacak ise yıkılır veya depreme dayanıklı hale getirilir. Ama bizim Adana kentimizde bunun yapıldığını söylemek mümkün değil." şeklinde konuştu.

Baki, Çatalan öncesi ve sonrasındaki yapılaşmanın Adana`daki kentleşme açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Çatalan öncesinde tüm içme ve kullanma sularını temin eden 149 kuyunun kapatılmasıyla birlikte dönüm noktası başladı. Bu kuyular kapatılmadan önce günde 2-3 milyon metreküp su çekilmekteydi. Dolayısıyla Adana şehir içindeki bizim o zaman Adana şubemizin yaptığı detaylı bir çalışma ortaya çıkmış. 12 yıl önce bir rapor hazırladık. Bu raporda kuyuların aktif olduğu Çatalan öncesi döneme bakıldığında en fazla yer altı su seviyesi 7 metre ve 11 metre derinlikte değişiyordu. Kuyuların devre dışı bırakılmasıyla birlikte Çatalan Projesi hayata geçti. Bu sefer havza doğal haline geldi. Çok katlı bodrumlu yapılar, Çatalan öncesi duruma göre ayarlanarak yapılmış, inşa edilmiş bir alanın tamamının altı su dolu. Bu anlamda 6.2 Adana depremi gibi daha az etkili bir deprem olması durumunda yaşanacak felaketin boyutu araştırılmış değil. O kadar konuşmamıza rağmen, basın açıklamamıza rağmen, yetkilileri uyarmamıza rağmen böyle bir çalışma yapılmadı. Türkiye`de afetlerden hiç ders almadık. Nedeni bilinmez. Kamu yararı ve insan hayatı ülke idaresinden sorumlu olanların teminatı altındadır. Vatandaş, köylü veya halk deprem riskini, afet riskini sorduğun zaman bilmez. Ülke yönetimine talip olan iktidarların, yerel yönetim bazında iktidarın temsil gücünü kullanan siyasiler, seçilmiş ve atanmışların temel görevi de insan hayatını güvence altına almaktır. Bundan daha kutsal, daha öncelikli hiçbir şey yoktur. Merkezi hükümetlere baktığınız zaman ilgili bakanlıklar, ilgili bakanlığa bağlı ilgili genel müdürlüklerin çıkardığı genelgeler onlarca genelge birbiriyle çelişkili, hangi yöne çekseniz lastik gibi sünen bizim gibi uzmanların bile anlamakta zorluk çektiği ve her ilgilinin kendine göre yontacağı, dünyada bir benzeri bulunmayan bir ucube genelge kirliliği var. Bu da değişmedi. Hiçbir deprem coğrafyasına sahip ülkelerde, Afrika dahil hepsinden daha geriyiz. Sorumluluk taşıyan kimse yok. Peki yapan neden affediliyor veya neden suçlu olmuyor. Dikkat edin Roma İmparatorluğu döneminde bile inşaatı yapan kişiler sorumlu tutuluyordu. Günümüzde ülkemizde böyle bir şey yok. Bir apartmanın yıkılması, bir köyle eşdeğerdir. Bir apartmandaki daire sayısı ile bir köy yerleşimindeki ev sayısı hemen hemen aynıdır. Demek ki çok önemli bir olgu bu…"

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ`NDEN ÖNEMLİ ADIM

Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Baki, Büyükşehir Belediyesi`nin kısmen önemli bir adım attığını dile getirerek, "Adana, imar kanununda depreme dayanıklı yapı tasarımı ilk adımının deprem ve zemin etütlerinde uygulamaları zorunlu kıldı. Ama takip etmedi. Yüreğir, Sarıçam, Karaisalı uygulamıyor. Oradaki çoğu belediye başkanın da haberi yok. Oradaki çoğu belediye başkanın da haberi yok. Bir önceki dönemle tek tek görüşmemize rağmen yinede bu saydığım belediyelerin önemli bir kısmı halen devam ediyor. Onları tekrardan ziyaret edeceğiz, eğer yine de bu yasaya ve genelgelere uymazlarsa haklarında suç duyurusunda bulunacağız. Çünkü artık yasal mevzuatımız buna uygun hale geldi." diye konuştu.

Türkiye`nin başına gelen en güzel olayın Afet İşleri Genel Müdürlüğü`nün kapatılması olduğunu savunan Baki, "Türkiye`nin başına büyük afetti. İyi ki kapandı. Bundan sonraki umudumuz, beklentimiz kamu yararını, insan hayatını gerçekten bir devlet adamlığı sorumluluğunu taşıyacak, merkezi hükümetteki bakanlar, genel müdürlük yetkilileri ve kent bazına indiğimiz zaman belediye başkanları, valiliklerin son çıkan 19 Ağustos genelgesini baz almaları, ilgili ilçe mahkemelerin kararlarını da göz önüne almaları, çünkü onların vazgeçilmez görevidir. Sonuçta toplu ölüme yol açan bir afet. Bu uygulamaları titiz bir şekilde izlemek zorundadırlar. Umarım bundan sonra olur" şeklinde konuştu.

"DEPREM AFET DEĞİLDİR"

 Depremin afet olmadığına dikkat çeken Baki, sözlerine şöyle devam etti:

"Bastığımız topraklar bir insan gibi canlıdır. İnsan vücudunda ne varsa şu yaşadığımız toprakların aynı şekilde insan hareketi gibi hareketli canlı olduğunu, kendi yasaları olduğunu da görürsünüz. Deprem olmadığı müddetçe yaşadığımız yerde hayat olmaz. Sizin kendi vücudunuza kendi varlığınıza hayat veren eğer damarlarımızda dolaşan kanın vermiş olduğu sıcaklık ise doğadaki bütün canlı varlıkların, yeşilliklerin beslendiklerimizle yeraltındaki o magmanın vermiş olduğu sıcaklıktır. Dolayısıyla deprem olacaktır. Kendi yasal çerçevesinde devam edecektir. Deprem olmadığı zaman 15 yıl gibi süreler içinde 20 yıl içerisinde gittikçe sularımız kurur, atmosferimiz azalır. Bu gezegende hayatını sağlayan en büyük etkendir. Depremi afete çeviren yine biziz. İnsanın kendi uygulamalarıdır. Depremin olduğu alanlar fayların geçtiği alanlardır. Yaşam üzerinde inanılmaz etkileri vardır. Verimli topraklar yeraltı ve yerüstü sularına en yoğun olduğu dünyaya hayat kaynağı verdiği alanlardır. Ama bir o kadar da tehlikeli alanlardır."

"DOĞAYA BİLİNÇSİZCE MEYDAN OKUMANIN BEDELİ AFETTİR"

Baki, insanların, deprem olgusunu bilmeden, araştırmadan veya doğaya bilinçsizce meydan okumanın bedeline afet dediklerini öne sürerek, "Aslında bu afeti şöyle tanımlamak lazım. Bilgili, bilinçli bir şekilde ihanet edenlerin topluma yapmış olduğu katliamdır. Toplumun başına en büyük afettir bu zihniyetler" dedi.

İlk insanların mağaralarda yaşadıklarını anımsatan Baki, şunları kaydetti:

"Yüzey sulardan bol olması ve ektikleri alanlarda kendilerini geçindirecek ürün elde etmeleriyle birlikte mağaralardan çıkıp ovalara indiler. Fakat ovalara inmekle beraber ektiklerini koruma altına almak hayvanlarını otlatmak korkusu başladı. Bu sefer koruma güdüsü yapılaşmaya gitti, bu yapılaşma giderek kentlere dönüştü. O zaman bilim bu kadar ilerlememişti. Selle karşılaştılar, insan aklı araştırmaya başladı. Neden bu kadar yıkım oldu. Depremle karşılaştılar yavaş yavaş beyinlerindeki sorgular bilimi yaratmaya başladı. Bilim büyük evrelerden de geçti, büyük evrelerin içinde önce jeomorfoloji dediğimiz, sonra coğrafya dediğimiz, sonra jeoloji dediğimiz ve sonunda da bu bilimlerin çıkmazına girince çözümünde jeofizik bilimi ortaya çıktı. Jeofizik bilimi bu bilinmeyen sorulara tek tek cevap verdi. İnsanlar büyük darbelerden sonra akıl zaten bilimi yaratır. Bu acılardan sonra ve her bilim bir önceki aynı alanda çalışan bilim dalının çıkmazından sonra doğar. Başarısızlık sonucunda doğar. Jeofizik de öyle doğmuştur. Jeofizik ortaya çıktıktan sonra deprem olduğu yerde zeminin binalar üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Deprem olgusunu bilmeden, araştırmadan veya doğaya bilinçsizce meydan okumanın bedeline afet diyor insanlar. Aslında bu afeti şöyle tanımlamak lazım. Bilgili, bilinçli bir şekilde ihanet edenlerin topluma yapmış olduğu katliamdır. Toplumun başına en büyük afettir bu zihniyetler. Avrupa Birliği`ndeki deprem riski olan her ülke Eurocode 8 Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı temelden zemin etüdüne kadar nasıl yapılması gerektiği konusunu acilen Türkiye`ye getirmeleri lazım… Size trajikomik bir şey anlatayım: Türkiye sıkışınca ilgisi olmayan TSE, Eurocode 8`i tercüme etmeden kapağı Türkçe, iç sayfaları İngilizce yayınlıyor. Yabancılara bunu yutturuyoruz. TSE, bunu yaparken uygulamacı kuruluşlar, direkt bu konuyu denetleyen kuruluşlar bu gelişmeden de habersiz. Hatta daha ileri giderek insanların kabul etmeyeceği nüfus fazlalığından da bahsediyorlar. İnsanların kafasında bir soru işareti de bırakıyorlar. Ama medeni bir ülke, gelişmiş bir ülke, teknolojik gelişmeleri izleyen bir ülke, daha da önemlisi insan hayatını en kutsal değer olarak sayan bir ülke acilen bunu yapmak zorunda. Herkesin üzerinde sorumluluk vardır. Kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Bu işi yapanlarında yasal zorunlulukları olması lazım… Bir kişi bina yapıyorsa, eksik malzeme kullanıyorsa, binayı denetlemiyorsa o bina yıkıldığı zaman cinayetten de yargılanması gerekir. Bütün dünyada yasal zorunluluktur, Türkiye`de de olması lazım."

 

Ekspres Gazetesi

12.03.2010

http://www.ekspresgazete.com/?/haber/oku/18493

Bağlantılar: 
http://www.ekspresgazete.com/?/haber/oku/18493
 

Okunma Sayısı: 841

Adana Şube Kaynaklı Yazılı Basında Odamız »
Tüm Yazılı Basında Odamız »

 

COPYRIGHT © 2021 TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
MİLLİ MÜDAFAA CADDESİ NO: 10/7 06650 KIZILAY / ANKARA
TELEFON: (+90) 312 418 82 69   FAKS: (+90) 312 418 83 64
e-POSTA:

 

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME 
 

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.