ANA SAYFAAna Sayfa  BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri
   ABOUT USAbout Us    FACEBOOK TWITTER YOUTUBE

26 EYLÜL 2021 , PAZAR

BAĞLANTILARBağlantılar SİTE HARİTASISite Haritası SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama

TMMOB

Adana  Antalya  Eskişehir  İstanbul  İzmir  Kocaeli  Samsun Trabzon 

 

      Tescilli Şirketler

»Tescilli Şirket Listesi

»Asgari Birim Fiyat Listesi


   ŞUBE GİRİŞ SAYFASIŞube Giriş Sayfası

      Şube İçeriği

»Şube Tarihçesi

»Şube Yönetim Kurulu

»Temsilciler

»Haberler

»Duyurular

»Basın Açıklamaları

»Görsel Basında Odamız

»Yazılı Basında Odamız

 

      Şube Kapsamındaki İller

· ADANA
· HATAY
· MERSİN
· OSMANİYE

 

 

      Jeofizik Tanıtım Videosu

ADANA HABER GAZETESİ : ``AFETLERDEN DERS ALMADIK``

    Yayına Giriş Tarihi: 30.06.2011  Güncellenme Zamanı: 30.06.2011 13:01:03  Yayınlayan Birim: ADANA ŞUBE  
 

Doğal afetleri, insanın kendi eliyle afete çevirdiğine dikkat çeken JFMO Başkanı Baki, ne yazık ki, yaşanan afetlerden hala ders çıkaramadığımızı kaydetti.

 

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO) Adana Şube Başkanı Melih Baki, Türkiye`nin jeofizik biliminden yeteri kadar yararlanamasa da, son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Baki, Adana Haber Muhabiri İnci Gül‘e çarpıcı açıklamalar yaptı. Doğal afetleri, insanın kendi eliyle afete çevirdiğine dikkat çeken JFMO Başkanı Baki, ne yazık ki, yaşanan afetlerden hala ders çıkaramadığımızı kaydetti.

Yasallaştırılmış gecekondulardan yaratılan şehirlerden herkesin şikayetçi olduğunu dile getiren Baki, "Yetkililerimiz, özellikle siyasi iktidarlar, yasa, yönetmelikleri çıkaranlar, devletin en üst kademesine baktığımız zaman ders aldık gibi. Ülkemizde son 10-15 yıllık sürece bakıldığında büyük depremlerle sarsıldığını görürüz. Büyük depremlerle sarsılan bu ülkede bugüne kadar neden uluslararası bilimsel normları uygulamakta halen zorlanıyoruz" dedi.
Zemin etüdünden, yer bilimine, depreme karşı alınacak önlemden su, petrol, maden aramaya kadar geniş bir yelpazede başlıca temel gösterge olan jeofizik biliminin dünyada çok büyük sancılardan sonra ortaya çıktığı belirtildi. TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO) Adana Şube Başkanı Melih Baki, fizik kurallarını kullanan jeofizik biliminin bugün dünyada, her türlü alanda temel bilim dalı olarak kabul edilirken, ülkemizde ise yeteri kadar önem gösterilmediğini kaydetti.
Adana Haber`e konuşan Melih Baki, petrolden su aramalarına, deprem araştırmalarından maden aramalarına kadar pek çok alanda kullanılan jeofizik uygulamalarının birçok sorunu çözdüğünü belirtirken, "Çünkü binaların yıkılmasında en önemli faktör depremin yaymış olduğu hareket. Dünyada jeofizik geliştikten sonra enerji sektöründe, maden sektöründe, petrol sektöründe ve depreme dayanıklı yapı tasarımında, kentleşmede inanılmaz başarı sağlandı, hem ekonomik, hem güvenli bina yapımı artık tam rayına oturdu" dedi.
Yurtdışında jeofizik yapılmadan hiçbir yere taş üstüne taş konmadığına dikkat çeken Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Melih Baki, konuya ilişkin şunları kaydetti:
"Yurtdışından Türkiye`de yatırım yapmak isteyen firmaların yaptığı hangi alanda olursa olsun jeofizik birinci sırada. Çünkü bir yere inşaat yapılırken altını araştırmak zorundasınız. Deprem olduğunda yapılan binanın güvenliği sağlanmış olacak. Petrol alıyorsanız, neden sondaj yapacaksınız. Çünkü sondaj çok pahalı, keza su da öyle"
JEOFİZİK`İ ÇİN`E BORÇLUYUZ

Baki, ülkemizde ise jeofizik uygulamalarının, dönemin bir bakanının Çin`i ziyaretiyle başladığını belirtti.  Sözkonusu bakana Çin ve Arnavutluk`ta brifing verildiği sırada, jeofizik bilimini fark ettiğini anlatan Baki, o yıllarda ülkemizde de apar topar jeofizik uygulamalarına başlanarak, üniversitelerde ders olarak okutulduğunu kaydetti. Baki, inanılmaz bu başarı karşısında, devletin acil bir karar alarak Jeofizik Dairesi`ni kurduğunu ancak o dönemde jeofizik mühendisi olmayan bu ülkede, değişik meslek gruplarını kapsayan ilanlar verilerek, 3 aylık bir eğitim sonrası verilen sertifikayla jeofizik çalışmalarına başlanmasının hatalar zincirinin doğmasına yol açtığını dile getirdi.
Baki, şöyle devam etti:
"İşte sıkıntı orada başladı. Jeofizik eğitimi görmeden Jeofizik Dairesi kuruldu. Tabi daha sonra Jeofizik Dairesi`nin çok büyük katkıları oldu. O dairede işe başladığımda şefim tarihçiydi. Çok şaşırmış, şok olmuştum. Çünkü çalışmalar sırasında aramızda büyük sorun yaşanıyordu. Jeofizik mühendisi olmayan ama Jeofizik Dairesi`nde belli bir şekilde uzun süre görev yapan bürokrat aşamasına gelen tüm arkadaşlar arasında sıkıntı başladı. Yeni gelen mühendisler olaya daha hakimdi. O döneme kadar Türkiye`de maden aramalarında sıkıntı yaşandı. Sıkıntı jeofizik biliminde değil. Ne zaman ki jeofizik mühendisleri mezun olmaya başladı, o zaman Jeofizik Dairesi`nde, Türkiye`de gelişmeler yaşandı. Maden olmayan yerde maden bulunmaya başlandı, su olmayan yerde su bulundu, petrol olmayan yerlerde artık petrol araştırmalarına gidildi. Bu arada bir sorun yaşadık. Bürokraside meslekler arası çatışma. Bizim ülkemizdeki üniversite eğitiminde bilimsel normları tam uygulamadığımızı görürüz. Meslek şovenizmi. Bilimde meslek şovenizmi olmaz. Bilimsel normların ülkemizdeki uygulamasına baktığınızda bir tek tıpta uygulandığını görürsünüz. Rahatsızlığınıza göre doktora gidiyorsunuz. Ancak diğer alanlarda herkes herşeyi bildiği için sıkıntılı. Ama son zamanlarda dünyadaki gösterilen enerji şirketlerinin veya depremde dayanıklı yapı tasarımındaki önemli gelişmeler, bize de yansımaya başladı. Yurtdışından gelen firmaların Türkiye`de yatırım yapma olayları ve istedikleri kriterler... Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye Petrol Arama Genel Müdürlüğü ve benzeri kuruluşlarımız özellikle maden ve petrol sektöründe, yasa ile jeofizik olmadan sondaj yasaklandı. Ülkemizde jeofizik orada önem kazanmaya başladı. En büyük sıkıntılı olduğu konu deprem afetleri. Türkiye, deprem coğrafyasında yer alıyor.
JEOFİZİK BİLİMİNDEN YETERİ KADAR YARARLANAMIYORUZ
Türkiye`nin cumhuriyet tarihinden günümüze kadar geldiği noktaya baktığınızda gerçekten insan hayatı, kamu yararı, kentlerdeki yaşamın garanti altına alamayacak konularda sıkıntı var mı, var. Yavaş yavaş bu sıkıntıları aşıyoruz. Türkiye`deki kurumların içindeki kadroların bilimsel dünyaya açılması, araştırıcı olması, dünyadaki gelişmeleri izlemesiyle beraber bazı önemli adımlar atılmaya başlandı. Şu anda jeofizik mühendisinden ülkemizin yeteri kadar yararlandığını söylemek mümkün değil. Ama önemli bir aşamaya geldiği tespitini yapabiliriz. Son 20 yılda bulunan maden sahalarının hepsinin jeofizik yöntemlerle bulunduğu bir gerçektir.
Yasallaştırılmış gecekondulardan yaratılan şehirler hepimizin şikayetçi olduğu kentlerdir. Yetkililerimiz, özellikle siyasi iktidarlar, yasa, yönetmelikleri çıkaranlar, devletin en üst kademesine baktığımız zaman ders aldık gibi. Ülkemizde son 10-15 yıllık sürece bakıldığında büyük depremlerle sarsıldığını görürüz. Büyük depremlerle sarsılan bu ülkede bugüne kadar neden uluslararası bilimsel normları uygulamakta halen zorlanıyoruz. Aslında dönüm nokta, kritik nokta, kırılma noktası burada. Kamu yararını, insan hayatını önplanda tutan bir zihniyet artık eski adeti keşfetmenin bir anlamı yok. Dünya artık bu sorunu çözdü. Bu uygulamaları Avrupa Birliği standardı olan Eurocode 8`e baktığınızda değişmez format. Son çıkan Türkiye`nin uluslararası ilişkilerdeki, yabancı şirketlerin Türkiye`ye yavaş yavaş ilgi göstermesiyle birlikte bu yasalarda bir kriter geldiğini görürüz. Kapatılan Afet İşleri Genel Müdürlüğü (iyi ki kapandı), TAO Genel Müdürlüğü önemli bir kurum (biraz düzeldi), Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, bu üç kuruluş genelge çıkarıyor, üçü de birbirinden habersiz. 
DERS ALMADIK
Genelgeler çelişkili. Onlarca genelge var. Bizim gibi uzmanlar bile bu genelgeleri incelediğinde anlamakta güçlük çekiyor. Baktığımız zaman depremlerden ders almadığımızı görürüz. Ama önemli ve bir o kadar da düşündürücü bir konu var. Yabancı yatırımcı sermayenin Türkiye`ye gelmesiyle birlikte Türkiye`de kritik bir çelişkiler zinciri doğmaya başladı. Bu sefer bunu önlemek için Türk Standartları Enstitüsü, Avrupa Birliği`nin onayladığı Eurocode 8 formatını, Türk Standartı olarak kabul etti. İncelediğinizde çok ilginç bir durumla karşılaşıyorsunuz. Uygulayıcı kuruluşların bundan haberi yok. Eurocode 8`i koymuş, deprem riski olan bölgelerdeki, yapılması gerekenleri İngilizce tariflemiş, ancak kapağı Türkçe. Çok ilginç. Biz, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık başta olmak üzere, bütün ilgili kurumlara, insan hayatının söz konusu olduğu bir yerde, bu çelişkiler neyin nesi, hangisini doğru kabul edeceğiz. Ondan sonra önemli gelişmeler olmaya başladı. Ders aldığımızı söylemek şu anda zor. Devleti idare eden erkan, siyasi iktidar, ilgili bakanlık ve TBMM`nin yapması gereken birşey var. Uluslararası standart dediğimiz, depreme dayanıklı yapı standartı sorunu çözülmüş, o standartın aynen Türkiye`ye uygulanması. İnsan hayatı söz konusu olduğu için bunun yapılması önemli ve acildir. Marmara depreminde, can kayıplarımızın dışında 33 milyar dolar kaybımız oldu. Dinar depremi, Afyon depremi, Erzincan depremi, Adana depremi, Bingöl depremini incelediğinizde, ülkemizde can ve çok büyük maddi kayıplara yol açtığını görürsünüz. Peki böyle bir durum varken neden siyasi iktidar bununla ilgili önlem almıyor. İnsan hayatından daha öncelikli birşey var mı, yok. Kamu yararından da daha öncelikli birşey var mı, o da yok. Ülke ekonomisinden daha öncelikli birşey var mı, saydığımız bunca şeyden sonra.. Siyasi iktidar, bakanlık, kurumlar bize yaraşır şekilde, bilimsel araştırmalara yaraşır şekilde, tartışma ve çelişki yaratmayacak bir şekilde şu anda girmek istediğimiz Avrupa Birliği`nin Eurocode 8 formatını, deprem riski olan bütün yerlere uygulamayı kabul edecekler. Şu ana kadar ders aldığımızı söyleyemeyiz. Toplum olarak balık hafızalıyız. Bizim aklımız afetten afete geliyor. Önemli olan sorumluluk taşıyorsanız, geçmiş depremleri de incelediğinizde bu sorunu çözmek saatinizi bile almaz. Yağmur yağdığında şehrin su altında kalması affedilir gibi birşey değil. Coğrafyayı değiştiremeyiz. Eğer seçtiğimiz insanların bizlere saygısı varsa, ülkemizi kısmen de olsa seviyorsa, insan hayatı için, ülke hayatı için bu normların uygulanması gerekiyor. Hem de acil, beklemesiz.
İNSAN AFETLER KARŞISINDA KENDİ ÖLÜMÜNÜ KENDİ HAZIRLAR
Bir kent kurulurken, yerleşime uygun yerler seçilir, risksiz olan yerler seçilir. Depreme dayanıklı yapı tasarımları pek de maliyet getirmez. Depremler insanı öldürmez. İnsan kendi sonunu kendisi hazırlar. Eğer depreme dayanıklı yapı tasarımı, bina, daire yapılırsa bu sorun ortadan kalkar. Sonuçta kimse durduramaz, doğa bildiğini okuyacaktır ve hiçbir insan teknolojisi doğanın bu hareketi karşısında galip gelemez, böyle bir şansı yok. Doğanın insanlara ayırdığı yerler tespit edilecek, zemine uygun, deprem bölgesindeki şartlara uygun bina yaptığı zaman, deprem olduğunda balkonunda oturup, deprem hareketini çay içerek izleyecektir. Örneğin, Japonya`da deprem olduğu zaman herkes binalara kaçıyor, biz binalardan dışarıya kaçıyoruz. Yani insan, afetler karşısında kendi ölümünü kendisi hazırlar. 
Depremin mevsimlerle hiçbir ilgisi yoktur. Türkiye`deki bütün deprem aktarım merkezi, bizim bulunduğumuz bölgede, Doğu Akdeniz Bölgesidir. Kuzey Anadolu`ndaki fay aktarımı da buradan gider, Doğu Anadolu fayı boyunca kadar. Bizim bulunduğumuz bölge hareketli bir bölgedir. Üç kıtanın çarpışma merkezidir. Arap Yarımadası, Afrika Kıtası, Anadolu Kıtası, çarpışma merkezi ise Doğu Akdeniz`dir. 24 saat izleniyor. Dünyada en büyük depremlerin can ve mal kaybının bizim bölgede olduğunu görürsünüz. Biz depremleri yaşamaya devam edeceğiz. Ama şimdi teknolojinin önemli bir yeri var. Cahit Kıraç`ın Adana Valiliği yaptığı dönemde önemli bir deprem istasyonu kuruldu. Gerçekten iyi bir hizmetti. 24 saat izleniyor. Şu anda bölgemizde sismik aktiviteler çok hareketli bir dönem yaşıyor. Sismik aktivite, deprem hareketleri önemli boyutta. Ufak bir risk olduğunda sizlerin aracılığıyla uyarımızı yapacağız"

Adana Haber Gazetesi
09.06.2011
http://www.adanahabergazetesi.com.tr/haber.php?id=17203

 

Bağlantılar: 
http://www.adanahabergazetesi.com.tr/haber.php?id=17203
 

Okunma Sayısı: 681

Adana Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

 

COPYRIGHT © 2021 TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
MİLLİ MÜDAFAA CADDESİ NO: 10/7 06650 KIZILAY / ANKARA
TELEFON: (+90) 312 418 82 69   FAKS: (+90) 312 418 83 64
e-POSTA:

 

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME 
 

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.