375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Görüşü
09.01.2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan, 2/3466 Esas numaralı “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 21, 22, 23 ve 24’üncü maddeleri doğrudan meslektaşlarımızı ve meslek alanımızı ilgilendiren düzenlemeler içermektedir.
Teklifte öngörülen hükümler, 6235 sayılı TMMOB Kanunu ve TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği ile koruma altına alınan mesleki hak, yetki ve sorumluluk alanlarını zedeleyen ve fiilen işlevsiz hale getirebilecek sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda, düzenlemenin yalnızca mesleki faaliyetleri değil, meslek odalarının tescil, yetkilendirme ve serbest meslek faaliyetlerine ilişkin kurumsal rolünü de doğrudan etkileyebilecek nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.
Teklifte “Yapı Denetimi Hakkında Kanunda yapılan düzenlemeler ile beton üreticisi tanımı ve zemin ve temel etütlerinin denetiminin sağlanması için zemin ve temel etüt kuruluşu tanımı eklenmekle birlikte Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütlerinin, izin belgesi verilen "zemin ve temel etüt kuruluşları" tarafından yapılacağı düzenlenmektedir.” ibraesi yer almakta ve “zemin ve temel etüt kuruluşu” tanımı getirilmektedir; bu kuruluşların Bakanlıkça belgelendirilmesi, hizmet bedellerinin kamu hesaplarında toplanması ve çeşitli oranlarda kesintiler yapılması, ayrıca teknik personel ve kuruluşlara yönelik idari yaptırımlar düzenlenmektedir. Bu yapı, mühendislik hizmetinin doğrudan icrasını değil, bu hizmetin organizasyonunu esas alan yeni bir model tarif etmektedir.
Teklifin 21- ı) maddesinde Yapı denetim kuruluşları için “ortaklarının tamamı mimar ve mühendislerden oluşan tüzel kişi” ifadesi yer alırken 21- ı) Zemin ve temel etüt kuruluşları için “Bakanlıktan aldığı izin belgesiyle zemin ve temel etüdü faaliyetini icra eden ve Bakanlıkça denetlenen tüzel kişi” ifadesi bulunmaktadır. Düzenleme, zemin ve temel etüt hizmetlerini mühendislik meslek alanı kapsamında tanımlanan uzmanlık hizmeti olmaktan çıkararak, herhangi bir sermaye şirketi organizasyonu içinde yürütülebilecek ticari bir faaliyet haline getirmektedir. Böylece mesleki yeterlilik ve uzmanlık esasının yerini şirket yapılanması almakta, mühendislik hizmetinin niteliği ikincil konuma düşmektedir. Zemin ve temel etütleri; doğrudan yapı güvenliğini ve deprem davranışını belirleyen mühendislik hizmetleridir. Bu hizmetlerin, mühendislik meslek disiplinlerinden koparılarak şirket faaliyeti haline dönüştürülmesi bilimsel ve teknik esaslarla bağdaşmamaktadır. Yapı denetim kuruluşları için aranan “ortakların mühendis/mimar olması” şartının burada aranmayışı ciddi bir çelişkidir. Ayrıca bu yaklaşım, mühendislik hizmetinde yetkinlik yerine organizasyon yapısını önceliklendirmekte ve teknik sorumluluğun niteliğini zayıflatmaktadır.
Düzenleme, etüt müellifi jeofizik mühendislerini serbest meslek mensubu kimliğinden uzaklaştırarak Bakanlıkça yetkilendirilen ticari kuruluşların teknik personeli konumuna indirgemektedir. Bu durum, mesleki bağımsızlığı zedelemekte ve Oda denetimini fiilen devre dışı bırakmaktadır.
Kanun Teklifinin 21., 22., 23. ve 24. maddelerinde öngörülen değişiklikler ile;
- Genel gerekçede denetimin güçlendirileceği belirtilmesine rağmen, teklif metninde bilimsel/mesleki denetimi güçlendiren açık bir hüküm bulunmamakta; esas olarak idari kontrol ve mali akış düzenlenmektedir.
Bu durum, teknik denetim yerine bürokratik süreçlerin ağırlık kazandığını göstermektedir.
(Bu durum, çok katmanlı mesleki denetim yapısının yerine, merkezi ve tek taraflı bir idari kontrol mekanizmasının öne çıktığını göstermektedir.)
- Zemin ve temel etüt hizmet bedellerinden çeşitli oranlarda kesinti öngörülmesi, mühendislik hizmetini kamu güvenliği faaliyeti olmaktan çıkarıp gelir kaynağına dönüştürmektedir. Bu yaklaşım hizmet kalitesini düşürecek, küçük ölçekli mühendislik bürolarını tasfiye edecek ve tekelleşmeye yol açacaktır (Madde 24: . Yatırılan tutarın %2`si ruhsatı veren idarenin, %2`si Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmesinin, %10`unu geçmeyecekşekilde Bakanlıkça belirlenen oranı ise zemin ve temel etüt altyapısı ve sistemleri hakkında hizmet sağlamak üzere Bakanlıkça belirlenen kurum veya kuruluşun hesabına aktarılır. Bakanlık bu oranları iki katına kadar artırmaya ve yarısına kadar indirmeye yetkilidir).
Bu mali yapı, mühendislik hizmetinin ekonomik baskı altında standartlaşmasına ve nitelik kaybına uğramasına neden olabilecektir.
Sonuç olarak; Türkiye’nin deprem gerçeği dikkate alındığında, zemin araştırmalarının bağımsız, bilimsel ve mesleki sorumluluk çerçevesinde yürütülmesi zorunludur. Piyasa merkezli bir model, afet risklerini azaltmak yerine artıracaktır. Odaların büro tescil mekanızmalarıyla denetim sağlamalıdır.
Zemin ve temel etüt kuruluşlarında ortakların ve yöneticilerin ilgili mühendislik disiplinlerinden olması zorunlu olmalıdır.
Etüt müellifliği, bireysel mesleki sorumluluk esasına dayanmalı; Oda denetimi korunmalıdır.Meslek odalarının sürece kurumsal katılımı sağlanmalıdır.
Teklifin mevcut haliyle yasalaşması; zemin ve temel etüt hizmetlerinin mühendislik niteliğini zayıflatacak, mesleki bağımsızlığı ortadan kaldıracak ve kamu güvenliği açısından risk oluşturacaktır. Zemin ve temel etüt hizmetlerinin niteliğinde oluşabilecek herhangi bir zayıflama, doğrudan yapı güvenliğini etkileyerek daha büyük riskler doğurabilecektir.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
21.Dönem Yönetim Kurulu