BASIN AÇIKLAMASI
İstanbul’un İstanbul Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan genç öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in, öğrencisi tarafından hunharca katledildiğini derin bir üzüntü ve büyük bir öfke ile öğrenmiş bulunuyoruz.
Öncelikle merhum öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Bu acı, yalnızca bir ailenin ya da bir okulun değil; toplumun tamamının ortak acısıdır.
Ancak üzülmek yetmez. Bu vahim olay karşısında susmak, yalnızca taziye mesajları yayınlamak ve sürecin “idari ve adli yönden başlatıldığını” belirtmek de yeterli değildir. Çünkü bu cinayet münferit bir olay değildir. Bu cinayet, uzun süredir görmezden gelinen toplumsal çürümenin, eğitim sistemindeki yapısal sorunların, okul güvenliğindeki zafiyetlerin ve gençler arasında hızla normalleşen şiddet kültürünün acı bir sonucudur.
Öğretmenlik; yalnızca bir meslek değil, bir ülkenin geleceğini inşa etme sorumluluğunu taşıyan kutsal bir görevdir. Bir öğretmenin, öğrencisi tarafından öldürülmesi; yalnızca bireysel bir cinnet hali olarak geçiştirilemez. Bu tablo, genç kuşaklar arasında artan öfke, değersizleşme, umutsuzluk ve şiddetin ne kadar tehlikeli bir seviyeye ulaştığını gözler önüne sermektedir.
Bugün gençler;
Eğitimde nitelik sorunlarıyla,
Sosyal medyada şiddetin ve zorbalığın normalleşmesiyle,
Ekonomik belirsizlik ve gelecek kaygısıyla,
Aile içi iletişim zayıflığı ve rehberlik eksikliğiyle
baş başa bırakılmaktadır.
Okullar yalnızca ders anlatılan mekânlar değildir; aynı zamanda çocukların psikososyal gelişiminin takip edildiği, riskli davranışların erken tespit edilip önlendiği kamusal alanlardır. Peki bu mekanizmalar ne kadar etkin çalışmaktadır? Rehberlik hizmetleri yeterli midir? Okul güvenliği yeterli midir? Öğretmenlerin can güvenliği konusunda önleyici sistemler kurulmuş mudur?
Bu sorulara verilecek samimi cevaplar olmadan, benzer acı olayların tekrar etmeyeceğini kim garanti edebilir?
Bir toplumda gençlerin şiddeti sıradanlaştırdığı, kötülüğün görünür ve ulaşılabilir olduğu, empati duygusunun zayıfladığı bir ortam oluşmuşsa; burada yalnızca bir fail değil, ihmaller zinciri de sorgulanmalıdır.
Bizler TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak şuna inanıyoruz:
Bir ülkenin geleceği yalnızca sağlam binalarla değil, sağlam bir eğitim sistemi ve sağlıklı bireylerle inşa edilir. Depreme dayanıklı kentler ne kadar önemliyse, değer erozyonuna karşı dirençli bir toplum inşa etmek de o kadar hayati önemdedir.
Bu nedenle;
Okullardaki güvenlik uygulamalarının bilimsel esaslara göre yeniden değerlendirilmesini,
Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesini,
Riskli öğrenci davranışlarına ilişkin erken uyarı sistemlerinin kurulmasını,
Öğretmenlerin mesleki ve kişisel güvenliğinin yasal teminat altına alınmasını,
Gençler arasında artan şiddet eğilimini durdurmaya yönelik uzun vadeli sosyal politikaların hayata geçirilmesini
zorunlu görmekteyiz.
Toplumsal şiddetin sıradanlaştığı bir ortamda hiçbir kamu çalışanı, hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci güvende değildir.
Bir kez daha merhum öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet diliyor; başta kederli ailesi olmak üzere tüm eğitim camiasına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Bu acının üzerini zamanla örtmek yerine; sebeplerini cesaretle konuşmak ve kalıcı çözümler üretmek hepimizin sorumluluğudur.
TMMOB
JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU