(+90) 312 418 42 20

jfmo@jeofizik.org.tr
tmmobjfmo@hs01.kep.tr

Milli Müdafaa Caddesi NO:10/7

06650 Kızılay/ANKARA
MENU
Kentsel Dirençlilik / Dayanıklılık

Kentsel Dirençlilik / Dayanıklılık

Unutulmamalıdır! Afet Kavramı, İnsanlıkla Beraber Ortaya Çıkmıştır

Kentsel Dirençlilik / Dayanıklılık

Kentlerimiz sel, taşkın, kuraklık, deprem, heyelan, çevresel tehlikeler, gıda temini vb. artan krizlerle mücadele ederek kimliğini ve toplumsal bütünlüğünü korumaya çalışmaktadır. Kentsel kimlik sosyolojik bir olgu olmanın ötesindedir, kriz yöneten, her türlü afet engelli bir planlama yapan, hayata geçiren ve bu şekilde kentsel dirençliliği / dayanıklılığı büyüten bir tanım içerir.

Dirençlilik ve dayanıklılık, bütüncül bir dönüşüm gerektirir. Dönüşüm, modern şehircilik, doğru jeo-mühendislik uygulamaları, su yönetimi, yeşil kent ve altyapı, yenilenebilir enerji vb. birçok parametrenin bileşimiyle hayata geçirilebilir.  O durumda dirençli şehircilik anlayışı ve dayanıklı kenti şöyle tanımlayabiliriz: Mavi ve yeşil altyapı vizyonu ile doğa uyumlu, planlama ve mühendislik çözümlerini önceleyen, ve dolayısıyla afet dirençli hale gelen, ekolojik dengeyi korumaya katkı sağlayan, sürdürülebilir iklim dirençli modellerdir. Bu tanım daha da büyütülebilir.

“Doğa, tek başına insana zarar veremez, zararı oluşturan insanın doğayla dengesiz ilişkisidir” Bu anlamda, aşağıdaki başlıklar bu dengesiz ilişkinin giderilmesi için elzemdir.

  • Sızdırma hendekleri, yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, geçirgen yüzeyler, akarsu koridorları, kentsel ısı adaları, yağmur suyu hasadı vb. doğayla uyumlu uygulamaların yaşama geçirilmesi; kentin her yerinin asfalta ve betona çevrilmesinin engellenmesi ve toprağın görünür kılınması, yeşil rekreasyon alanlarının büyütülmesi sel, taşkın risklerine karşı planlanacak doğa uyumlu çözümler olarak ana eksenlerden biri olmalıdır. Sünger Kent Modeli olarak da adlandırılabilecek bu bütüncül model büyük önem taşımaktadır.
  • Planlama pratiğinin doğal olarak en önemli parametrelerinden biri olan “Sel–Taşkın Kontrolü ”nün öncelenmesi, çok temel bir “Kentsel Dayanıklılık/ Dirençlilik” parametresidir. Arazi kullanım planları, afet odaklı olmalıdır.
  • Optimum kullanım, koruma–sürdürülebilirlik, kriz-risk yönetimi ve adil dağılım gibi temel amaçları ile kaynak planlaması, yeraltı suyu rezervlerinin korunması, kirlenmenin önlenmesi, atık su ve arıtma yönetimi, doğal arıtma yöntemleri, esnek su yönetimi planları, kuru tarım uygulamaları ve talep yönetimi gibi temel bileşenleri olan Su Yönetimi ve dolayısıyla Su Arzı Güvenliği ve Kentsel/Kırsal Dirençlilik /Dayanıklılık politikasında kritik öneme sahiptir.
  • “İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi” ve riskli yapıların dönüştürülmesi en temel bakış açılarından biri olmalıdır.
  • Rüzgar ve güneş enerjisi tesisleri, biyokütle-biyogaz vb. kullanımının arttırılması büyük öneme sahiptir.
  • Fosil yakıt kullanımı da optimize edilerek devam etmelidir.
  • Jeotermal yatırımları doğa uyumlu olarak devam etmelidir. Isı pompalarının yaygınlaştırılması önemlidir.
  • Jeotermal bazlı kentsel ısıtma ve tarımda (seracılık vb.) kullanımı kentsel ve toplumsal dirençliliği arttıran unsurlardır. Kırsal yerleşimlerin ekonomik dirençliliği amaçlı kırsal tarım verimi için “Tarım Jeofiziği” uygulamaları ile ilgili yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
  •  Yaya odaklı ulaşım ağlarının planlanması ile ilgili adımlar atılmalıdır.
  •  Şehirlerimizde enerji verimliliği uygulamaları yaygınlaştırılıp, yasal altyapısı kuvvetlendirilmelidir.
  • Jeolojik-Jeofizik-Mikrobölgeleme çalışmalarına uygun yerleşim ve yapılaşma seçimlerinin yapılması, yapılarımızın çağdaş mühendislik hizmetleri alması afet dirençliliği için en temel unsurlardır.
  • “Riskli Alan ve Riskli Yapı Tespiti” ekseninde yürütülen “Kentsel Dönüşüm” uygulamaları bu sürdürülebilir “Kentsel Dayanıklılık/Dirençlilik” olgusunun temel eksenlerinden biridir. Bu noktada dönüşümün rantı odaklamayan, toplumcu bir yapıda olması gerekmektedir.
  • Kentin fiziksel dayanıklılığı; planlama, mühendislik, yönetişim ve ekoloji temelli önlemlerin bütüncül uygulanmasıyla sağlanır.
  • Yapı stokunda ekolojik ve esnek, afete dayanıklı doğal yapı malzemeleri tercih edilmelidir. Tüm altyapı sistemleri (içme suyu, kanalizasyon, arıtma sistemleri vb.) afet odaklı tasarlanmalıdır. Sürdürülebilir ve dayanıklı altyapı projelerine yatırım yapmak, kentsel dirençliliği artırmada kritik önemdedir.
  • "Daha İyisini İnşa Et" anlayışı ile afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde, şehirlerin eski haline dönmesi değil, geçmişten daha güvenli ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedeflenmelidir.

  1. Kalkınma Planı çevreye duyarlı, afetlere dayanıklı, yüksek katma değerli müreffeh bir Türkiye modelini vizyon edinmiş olan ve 2024 – 2028 yıllarını kapsayan resmi politika belgesidir.

Planın 5 temel ekseninde biri de “Afetlere Dirençli Yaşam Alanları, Sürdürülebilir Çevre: Deprem ve diğer afetlere karşı hazırlıklı, güvenli şehirler” olarak karşımıza çıkar. Bir diğer temel eksen ise “İklim kriziyle mücadele, yeşil enerji geçişi ve dijital altyapının güçlendirilmesi” yaklaşımıdır ve iklim değişikliğine bağlı afetlere hazırlıkta önemli bir hedef koymuştur.

Dayanıklılık sadece zemin etüdünün, betonun, tasarımın gücü ile tanımlanamaz. Yapılaşma ve kentsel sistemin bütüncül ele alınmasının erkidir. Şehirlerimizi doğal ve beşeri afetlere karşı tamamen güvenli kılmak mümkün olmasa da kırılganlığımızı dönüştürerek dirençliliğimizi ve dayanıklılığımızı arttırmak mümkündür ve elimizdedir.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
21.Dönem Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 30